KOMA (Bilinç kaybı)

Bilinci kaybetme, kişinin çevresiyle olan bağlantı kurma yeteneğini kaybettiği durumdur, bu durumda konuşarak, tokatlayarak veya sarsarak, uyandırmak mümkün değildir.

Ayrıca, öksürmek gibi bizi uyurken boğulmaktan koruyan koruyucu refleksler doğru çalışmayabilir veya mevcut olmayabilir.

Bilinç kaybını meydana getirecek birçok durumlar mevcuttur:

  •   Baştaki yaralanmalar veya darbeler.
  •   Kanın beyine ulaşmasına engel olabilecek herhangi bir neden olabilir.
  •   Oksijenin akciğerlere gitmesini engelleyecek veya zorlaştıracak durum­lar, kirli hava, nefes aldığımız havadaki oksijenin azlığı vb.
  •    Sara veya şeker hastalığı gibi hastalıklar.

SENKOP (Bayılma)

Senkop, bayılma, baygınlık olarak da adlandırılır. Bilincin kısa süreli (birkaç saniye süreyle) ve yüzeysel kaybıdır. Genellikle, beyine gelen kan miktarında bir anlık azalmaya bağlıdır (beyin kanın taşıdığı oksijenin yaklaşık % 30'unu tüketir).

Bazı durumlarda önce bir halsizlik, ayakların tutmaması (ayaklar sanki vücudun ağırlığını taşıyamıyormuş) gibi hisler olabilir.

Bayılma/a yol açan nedenler çok çeşitli olabilir, korku, yoğun duygulanım­lar, kötü bir görüntü (örneğin kan) aşırı sıcak, havanın temizlenmediği kapalı ortamlar, uzun süre ayakta durmak, uzun süre yattıktan sonra aniden doğ­rulmak baygınlığa yol açabilir.

Bu gibi durumlarda aşağıdaki belirtilerle karşılaşabiliriz:

Bayılan kişi kendine geldiğinde sersemlemiş hisseder (normal olarak çevre­sinde bir meraklı grubu olacaktır ve bayılan kişi kendine gelip bunları gör­düğünde bilinç bulanıklığı yasar).

  •    Cildi, özellikle yüzü soluk olacaktır.
  •    El bileği (radial) nabzına baktığımızda yavaş ve zayıf olduğunu görürüz, ba­zen nabız alınamaz, bu nedenle boyunda şahdamarı nabzına bakmamız ge­rekir {bkz. sayfa 28).
  •    Bilincini kaybedip yere düşmesine bağlı olarak yaralar, bilinç bulanıklığı ve daha ender olmakla birlikte kırıklar olabilir.

  YAPILMASI GEREKENLER:

Bayılma aslında organizmanın bir savunmasıdır, vücudun yatay pozis­yona gelmesiyle beyinin oksijen alımının artması sağlanır (yatar konumda kalp ve beyin aynı hizadadır). Yapmamız gereken vücudun bu savunmasına yardımcı olmaktır, bunun için,

  Kişi bayılacakmış gibi hissediyorsa, oturtun ve başını ayaklarının arasına eğmesini sağlayın ya da yere sırt üstü yatmasına yardımcı olun, ayaklarını kalp seviyesinin üzerine kaldırarak başını küçük bir yastıkla vb. destekleyin. Bu yolla kan dolaşımını kolaylaştırmış oluruz.

Eğer kişi bayılmışsa, yüzü yukarı gelecek şekilde yat­masını sağlayın ve ayaklarını kaldırın.

Her iki durumda da boynunu, göğsünü ve belini sıkan giysilerini (kravat, kemer vb.) gevşetmek iyi olacaktır.

Kişinin yeterli hava almasını sağlayın, çevresine meraklı kalabalığın birik­mesini Önleyin, odanın penceresini açın, yüzünü yelpazeleyin.

Bu önlemleri almanıza rağmen, kişi bir süre sonra kendine gelmiyorsa (daha ciddi bir durum söz konusu olabilir), yaşamsal bulgularına (solunum ve şahdamarı nabzı) bakınız. Bu bulgular mevcutsa, güvenli yan pozisyona getiriniz Eğer mevcut değilse, büyük ola­sılıkla baygınlık dışında bir durum söz konusudur ve Temel Yaşam Desteğine başlanır.

SARA (EPİLEPSİ)

Sinir sistemini (belini) etkileyen bir hastalıktır ve "epilepsi nöbeti" olarak adlandırdığımız ataklar ya da nöbetler ile karakterizedir.

Bu nöbetler her hastada değişik zamanlarda gelişir. Bu krizlerin nasıl ge­liştiğini ve bir nöbetle karşılaştığımızda ne yapılması gerektiğini bilmek yararlı olacaktır. Bir nöbeti çeşitli aşamalarda ele alabiliriz.

  •   Nöbet ani bir bilinç kaybıyla başlar ve hasta yere düşer (bazen buna ga­rip bir çığlık eşlik eder), hasta birkaç saniye kas katı kalır.
  •   Daha sonra kas kasılmaları (havaleler) başlar. Bu kasılmalar çok şiddetli olabilir.
  •   Ağız kopürebilir (nöbet sırasında tükürük salgısının yoğun olmasına bağlı), hasta dilini ya da yanaklarının içini ısırabilir, bu nedenle ağızdan gelen köpük kanlı olabilir.
  •   Nöbet genellikle 5 dakikadan fazla sürmez ve bitiminde hasta yavaş ya­vaş bilincini kazanır.

YAPILMASI GEREKENLER:

Bu gibi durumlarda yapabileceklerimiz aslında çok azdır, ancak hastanın engellenmeye ya da zapt edilmeye çalışılmaması çok önemlidir, nöbet kendi akısına bırakılmalıdır.

1- Durumu kontrol altına alın, insanlar genellikle kas kasılmalarını Önlenme­si gerektiğini düşünürler, bu doğru değildir. Sara nöbeti sırasında hasta öyle bir güç kazanır ki, engellemeye çalışırsak kas zedelenmelerine ve ke­mik kırıklarına yol açabiliriz.

2- Kasılma sırasında hastanın yaralanmasını önlemek İçin çevredeki eşyaları uzaklaştırın.

3- Hastanın başının altına bir giysi, yastık ya da "yastık" işlevi görebilecek herhangi bir nesne yerleştirin.

4- Eğer yapabilirseniz boyun ve/veya bel çevresindeki vücudu sıkan giyim eşyalarını dikkatle gevşetin.

5- Nöbet sona erdiğinde, hastayı güvenli yan pozisyona  getirin ve yere düşmeye bağlı olası yaralanma açısından inceleyin. Hastanın yanında kalın ve onu sakînleştirin, kendine gelene ka­dar etrafına biriken meraklıları uzaklaştırın!

6- Nöbet ilk kez ortaya çıktıysa, hasta bir sağlık merkezinde incelenmelidir.

  UNUTMAYIN:

  •    Sara nöbetini durdurmak için hastayı zapt etmeye çalışmayın. Ak­sine, nöbetin devam etmesine izin verin.
  •    Hasta/yaralıya ağızdan hiçbir şey vermeyin, solunumunu tehlikeye atabilirsiniz.
  • En azından tam olarak kendine gelene dek hasta/yaralıya ne yiye­cek ne de içecek hiçbir şey vermeyin.

ÖNEMLİ:

Küçük çocuklarda (1-4 yaş) sıklıkla rastlanan bir durum, genellikle vücut ısısının yükselmesine (ateş) bağlı olarak ortaya çıkan havalelerdir (çocuk elektriğe tutulmuş gibi gelişen kas kasılmaları). Bu gibi durumlarda yapılması gereken ateşi düşürmeye çalışmaktır (çocuğun vücudunu ılık suya batırılmış bir sünger ya da bezle silerek), havale sona erince, üşümemesi için çocuğu iyice Örtmek gerekir.