ANTAKYA, ‘'DEPREM'' GERÇEGINE TEKNOLOJI ILE HAZIRLANIYOR…

 

Ne yeni bir ‘'17 Agustos'' felaketi olsun Ne de büyüklügündeki bir depremde 41 insan ölsün… Antakya, bunun için çalismalara basladi bile…

Deprem ile uyanmaya, uyandiramaya alisan Türkiye, kendi deprem gerçegi ile yasamanin yollarini da aramaya devam ediyor. Çünkü bu ülke, 17 Agustos 1999 depreminde, beton yiginlarinin arasina sikismis hayatlari ararken ‘orada kimse var mi ‘ diye bagiran sesleri asla unutmadi. Özellikle de, son 6 büyüklügündeki bir deprem dahi, 41 insanini kaybeden bir ülkede yasiyorsaniz, bunu unutmak zaten mümkün degil… Antakya'da, Antakya Belediyesi araciligiyla, olasi bir ‘Deprem' için hazirliklarini ve bu duruma hazirlikli olma gayretlerini devam ettiriyor.

Her sabah yataklarimizdan kalktigimizda, bu gün deprem olacak diye uyanmiyor… Bu gerçegi çogu zaman kendi beyinlerimizde dahi öteliyor hatta unutmak için çaba gösteriyoruz. Bekli de o güne dair oynanacak futbol maçlarinin sonuçlari ile daha çok ilgiliyiz… Ama bir seyi hiç unutmuyoruz. Çünkü o halen çok taze korkusu da çok derin… Evet, tarihler 17 Agustos 1999 saat gece 03 sulari, hepimizin hatirladigi, kimimizin yasadigi bir deprem yasandi. On binlerce insan hayatini kaybetti. Resmi rakamlara göre 20 bin insan hayatini kaybetti, resmi olmayan rakamlara göre 30 binin üzerinde insan hayatini yitirdi. Olagan üstü hal ilan edilmesi gerekirken edilmedi. Birçok ülkeden yardimlar geldi, bir kismi ulasmayan, bir kismi alasagi edilen yardimlar oldu kimine göre. Ama depremin bir ‘' kader'' degil ‘'gerçek oldugu görüldü. Iste bu gerçek için, Antakya Belediyesi de ayaga kalkti ve yeni ‘'felaketler'' öncesinde tedbir almanin önemine sahip çikti.

Evet, ‘'Depremle yasamaya alismaliyiz, bunun içinde önlem almaliyiz'' uyarilari artik havada kalmiyor, Antakya, bu çalismalarini, Üniversite isbirliginde, uzman kadrosu ile sürdürüyor. Antakya Belediyesi'nin yürüttügü bu çalismalarla ilgili bilgi veren, Baskan Yardimcisi ve ayni zamanda bir Jeofizik Mühendisi olan Faik Selçuk Kizilkaya, deprem yasamis Kocaeli, Yalova, Gölcü, Istanbul gibi yerlerin de bu kapsamda incelemeye alindigini söyledi. ‘'Onlar, afet yönetimi konusunda neler yapmislar, onlari Antakya'mizda nasil uygulari, iste bu konuda adimlar attik, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

Ne yeni bir ‘'17 Agustos'' felaketi olsun Ne de büyüklügündeki bir depremde 41 insan ölsün… Antakya, bunun için çalismalara basladi bile…

Deprem ile uyanmaya, uyandiramaya alisan Türkiye, kendi deprem gerçegi ile yasamanin yollarini da aramaya devam ediyor. Çünkü bu ülke, 17 Agustos 1999 depreminde, beton yiginlarinin arasina sikismis hayatlari ararken ‘orada kimse var mi ‘ diye bagiran sesleri asla unutmadi. Özellikle de, son 6 büyüklügündeki bir deprem dahi, 41 insanini kaybeden bir ülkede yasiyorsaniz, bunu unutmak zaten mümkün degil… Antakya'da, Antakya Belediyesi araciligiyla, olasi bir ‘Deprem' için hazirliklarini ve bu duruma hazirlikli olma gayretlerini devam ettiriyor.

Her sabah yataklarimizdan kalktigimizda, bu gün deprem olacak diye uyanmiyor… Bu gerçegi çogu zaman kendi beyinlerimizde dahi öteliyor hatta unutmak için çaba gösteriyoruz. Bekli de o güne dair oynanacak futbol maçlarinin sonuçlari ile daha çok ilgiliyiz… Ama bir seyi hiç unutmuyoruz. Çünkü o halen çok taze korkusu da çok derin… Evet, tarihler 17 Agustos 1999 saat gece 03 sulari, hepimizin hatirladigi, kimimizin yasadigi bir deprem yasandi. On binlerce insan hayatini kaybetti. Resmi rakamlara göre 20 bin insan hayatini kaybetti, resmi olmayan rakamlara göre 30 binin üzerinde insan hayatini yitirdi. Olagan üstü hal ilan edilmesi gerekirken edilmedi. Birçok ülkeden yardimlar geldi, bir kismi ulasmayan, bir kismi alasagi edilen yardimlar oldu kimine göre. Ama depremin bir ‘' kader'' degil ‘'gerçek oldugu görüldü. Iste bu gerçek için, Antakya Belediyesi de ayaga kalkti ve yeni ‘'felaketler'' öncesinde tedbir almanin önemine sahip çikti.

Evet, ‘'Depremle yasamaya alismaliyiz, bunun içinde önlem almaliyiz'' uyarilari artik havada kalmiyor, Antakya, bu çalismalarini, Üniversite isbirliginde, uzman kadrosu ile sürdürüyor. Antakya Belediyesi'nin yürüttügü bu çalismalarla ilgili bilgi veren, Baskan Yardimcisi ve ayni zamanda bir Jeofizik Mühendisi olan Faik Selçuk Kizilkaya, deprem yasamis Kocaeli, Yalova, Gölcü, Istanbul gibi yerlerin de bu kapsamda incelemeye alindigini söyledi. ‘'Onlar, afet yönetimi konusunda neler yapmislar, onlari Antakya'mizda nasil uygulari, iste bu konuda adimlar attik, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

ANTAKYA, ‘DEPREM' GERÇEGINE TEKNOLOJI ILE HAZIRLANIYOR…

Türkiye deprem gerçegi ile ama aci bir sekilde, 19 Agustos 1999 senesinde, Istanbul'da yasadi. 17 Agustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde Ankara'dan Izmir'e kadar genis bir alanda hissedildi. Resmi (!) raporlara göre,17.480 ölüm, 23.781 yarali oldu. Yani binlerce masum insan, insan eliyle insa edilmis, ‘'cinayet mahalli'' diye de adlandirilabilecek binalarda can verdi. Bu cinayeti isleyenler yargilansa da ölenlerin acilari bu gün halen çok taze. Korku ise, deprem gerçegi ile yasamak zorunda kalan bir ülke adina, sürüyor. Özelliklede, sadece 6 büyüklügünde bir deprem dahi 41 vatandasini yitirebilen bir ülkede yasiyorsaniz… Iste bu tablodaki Türkiye'nin en güney ucunda yer alan Antakya'da, var olan bu korkuyu ama yapilan çalismalarla minimumuma indirme çalismalari yapanlarda var. Antakya Belediyesi'nin yürüttügü bu çalismalarla ilgi veren, Baskan Yardimcisi ve Jeofizik Mühendisi olan Faik Selçuk Kizilkaya ile merak edilenleri konustuk.

Sizler için sorduk…

Konumuz deprem! Siz ayni zamanda bir jeofizik mühendisisiniz. Konu, yer bilimlerini ve konu, yer bilimlerini ve konuya dair gelismelerini ve konuya dair gelismeleri takip eden biri olarak, sizi ne kadar korkutuyor?

Güvenli yapilarda: yani projesine uygun, zemin etüt çalismalari yapilmis bir binada, deprem olgusunun korkutmamasi lazim. Ama Antakya'nin zemin durumuna baktigimizda, durum biraz farkli. Çünkü bir konu hakkinda konusabilmemiz için ki konumuz Antakya, öncelikle zemin konusunda bir bilgimizin olmasi gerekiyor. Iste bu amaçla 2006 senesinde, Antakya'da bir deprem Inceleme Birimi kurduk. Bu birim çerçevesinde, mevcut Antakya'nin nazim planina yönelik yeralti haritalarini olusturmak gerekiyordu. Yani yerin altinda hangi zeminler var ve ne durumda bu zeminler, bunun ortaya çikarilmasi gerekiyordu. Bu anlamda, ‘'Yeni Antakya'yi tasiyacagimiz''Bati Antakya'', zemin olarak daha uygun bir alana oldugu için de bu bölgedeki yapilasmanin starti verilmis durumda.

Tabi, Antakya'daki yapi stokunun da incelenmesi gerekiyor. Yani, ekonomik ömrünü (30–40 yil gibi) asmis binalarin ve de eski deprem yönetmeligine göre yapilmis yapilarin bir arastirmaya tabi tutularak, güçlendirilmesi ya da yikilmasi ve yeniden yapilmasi da gündeme gelecek konulardan biri.

Sanirim bu nedenle hazirlanan bir deprem Master Plani'ndan bahsediyoruz bu günlerde!

Evet… Iste bizim de Belediye olarak en önemli önceligimiz, bu nedenle, Deprem Master Plani'dir. Bu konu ile ilgili olarak, Mustafa Kemal Üniversitesi ile de iletisim halindeyiz. Bu çalismalar, Antakya ve Hatay genelinde devam ediyor. Imar stoklarimiz da bu anlamda inceleme altinda. Biz, Antakya Belediyesi olarak, öncelikle zemin hazirlayarak, zemin deprem inceleme birimlerini ve yer bilimcilerini de istihdam ederek, bu konuda önemli bir adim attik. Haritalar olusturduk. Simdi bu kentin altinda ne oldugunu biliyoruz. Bundan sonra ‘'mikro bölgeleme'' dedigimiz, ‘'Deprem Master Plani''na yönelik çalismalara geçecegiz.

Peki, ‘'Deprem Master Plani'' derken neyi kastediyoruz?

Aslinda,‘'Deprem Master plani'' yani bir senaryo depremi olusturacagiz. Antakya'da, mesela, 7,5 büyüklügünde bir deprem olursa, Antakya'nin hangi bölgeleri daha çok zarar görecektir? Ve bu zarar görebilecek zeminler üzerinde de hangi yapilar var? Nasil yapilar var? Yani gece kondu yapilari mi var yoksa plana projeye uygun yapilar mi var? Yani deprem yönünden bu alanlarda zarar görebilecek yapilar var mi, buna bakacagiz…

Öncelikle bunlarin envanterinin çikarilmasi gerekiyor. Bunun için de Deprem Master Plani ile ilgili alt yapi haritalari olusturuldu. Bu arada, ‘'Kent Bilgi Sistemi'' ya da ‘'Cografya Bilgi Sistemi''de dedigimiz, 2010 Subat ayi içerisinde ihalesini yaptigimiz Afet Bilgi sistemi'ne yönelik çalismalarin da starti verildi.

Bundan sonraki adimda, tüm bu verileri toplayip, ardindan da Deprem Master Plani'ni hazirlayip, olasiliklari ortaya koyacagiz. Bu çalismalarda Üniversitemiz isbirligi ile gerçeklesmektedir. Yani verilerin toplanma asamasini, Mustafa Kemal Üniversitesi ile isbirligi içerisinde yapmaktayiz.

Bizler, yakin dönemlerde, Elazig Depremi'nde izledik. 6 büyüklügündeki bir kerpiç Evlerin yarattigi sonucu da üzülerek gördük. Siz yasananlari nasil degerlendirdiniz?

Bu deprem, eger ki yapi kalitesi fazla bir yerde olmus olsaydi, yani Amerika'da ya da Japonya gibi, ne olurdu? Bunun cevabi çok açik ve net! 6 büyüklügündeki bir depremde binalar sallanirdi… Bu tür ülkelerde depreme hazirlik her zaman daha fazladir. Bu anlamda, birçok esya da duvara montelidir… Yani, bu büyüklükte bir depremde bir bina aslan yikilmazdi. Ama ne yazik ki bizde, köylerde, betonarme bina genelde olmadigi için ve bu evler de yeterli saglam zemine inilmeden de yapildigi için, bu depremler bizde afet noktasinda gerçeklesiyor. Ama 6 büyüklügünde bir deprem afet olmaz. Çünkü bu, orta büyüklükte bir depremdir.

Antakya'ya bakildiginda, burada da, özelikle de Dogu Antakya'da, ahsap ve tas agirlikli evler var. Bir karsilastirma yapabilir miyiz?

 Deprem Master Plani çalismasi içerisinde, bunlarin hepsi incelemeye alinacak. Çünkü bu bölgede, 500 civarinda bir tescili bina mevcudumuz var. Bunun disinda da bir 500 kadar da geleneksel yapi var. Yani, bu tescilli yapilarla beraber bir uyum içerisinde yapilmasi gereken binalari kastediyorum. Özelliklede tescilli binalarin olasi bir depreme karsi dayanikliliklari da bu ‘' Deprem Master Plani''çerçevesinde ortaya çikacak.

Ama bizlerin dikkat ettigi bir diger nokta da, karsi dagin yamacinda yapilan, yamaç molozu üzerinde yapilan yapilar. Bunlar gece kondu tarzi yapilardir. Yani temeli bulmamis yapilar. Asil tehlike ise bunlar. Bu konuda TOKI'yi devreye sokacagiz.

Biliyorsunuz su ana kadar 1000'e yakin bir TOKI konutu yapildi. Insallah bu dönemimizde yeni mücavir alanda, 1.Etap dedigimiz, 1000'e yakin bir konut daha yapilacak. Bu konutlara, tünel kalip sistemli, deprem yönetmeligine uygun yapilar.

Aslinda bu bölgede oturan insanlarimiz da memnun degil bulundugu sartlardan. Alternatifleri olmadigi için orada oturuyorlar. Yeni TOKI projesi de onlara alternatif sunacak bu anlamda. Dar gelirli insanlarimizin içinde bulundugu o durumu da bu sekilde bulundugu sekilde çözüme kavurturcagiz.

Depremsellik konusunda incelemelerimize, digere deprem yasayan bölgelerimizde dahil mi?

Evet… Deprem yasamis Kocaeli, Yalova, Gölcük, Istanbul gibi yerleri bizler incelemekteyiz. Onalar, afet yönetimi konusunda neler yapmislar, onlari Antakya'mizda nasil kullaniriz, iste bu konuda adimlar attik, atiyoruz.

( KENT GAZETESI) 15 MART 2010

Basa dön

 
 

 

 

 

 

 

 

Ne yeni bir ‘'17 Agustos'' felaketi olsun Ne de büyüklügündeki bir depremde 41 insan ölsün… Antakya, bunun için çalismalara basladi bile…

Deprem ile uyanmaya, uyandiramaya alisan Türkiye, kendi deprem gerçegi ile yasamanin yollarini da aramaya devam ediyor. Çünkü bu ülke, 17 Agustos 1999 depreminde, beton yiginlarinin arasina sikismis hayatlari ararken ‘orada kimse var mi ‘ diye bagiran sesleri asla unutmadi. Özellikle de, son 6 büyüklügündeki bir deprem dahi, 41 insanini kaybeden bir ülkede yasiyorsaniz, bunu unutmak zaten mümkün degil… Antakya'da, Antakya Belediyesi araciligiyla, olasi bir ‘Deprem' için hazirliklarini ve bu duruma hazirlikli olma gayretlerini devam ettiriyor.

Her sabah yataklarimizdan kalktigimizda, bu gün deprem olacak diye uyanmiyor… Bu gerçegi çogu zaman kendi beyinlerimizde dahi öteliyor hatta unutmak için çaba gösteriyoruz. Bekli de o güne dair oynanacak futbol maçlarinin sonuçlari ile daha çok ilgiliyiz… Ama bir seyi hiç unutmuyoruz. Çünkü o halen çok taze korkusu da çok derin… Evet, tarihler 17 Agustos 1999 saat gece 03 sulari, hepimizin hatirladigi, kimimizin yasadigi bir deprem yasandi. On binlerce insan hayatini kaybetti. Resmi rakamlara göre 20 bin insan hayatini kaybetti, resmi olmayan rakamlara göre 30 binin üzerinde insan hayatini yitirdi. Olagan üstü hal ilan edilmesi gerekirken edilmedi. Birçok ülkeden yardimlar geldi, bir kismi ulasmayan, bir kismi alasagi edilen yardimlar oldu kimine göre. Ama depremin bir ‘' kader'' degil ‘'gerçek oldugu görüldü. Iste bu gerçek için, Antakya Belediyesi de ayaga kalkti ve yeni ‘'felaketler'' öncesinde tedbir almanin önemine sahip çikti.

Evet, ‘'Depremle yasamaya alismaliyiz, bunun içinde önlem almaliyiz'' uyarilari artik havada kalmiyor, Antakya, bu çalismalarini, Üniversite isbirliginde, uzman kadrosu ile sürdürüyor. Antakya Belediyesi'nin yürüttügü bu çalismalarla ilgili bilgi veren, Baskan Yardimcisi ve ayni zamanda bir Jeofizik Mühendisi olan Faik Selçuk Kizilkaya, deprem yasamis Kocaeli, Yalova, Gölcü, Istanbul gibi yerlerin de bu kapsamda incelemeye alindigini söyledi. ‘'Onlar, afet yönetimi konusunda neler yapmislar, onlari Antakya'mizda nasil uygulari, iste bu konuda adimlar attik, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

ANTAKYA, ‘DEPREM' GERÇEGINE TEKNOLOJI ILE HAZIRLANIYOR…

Türkiye deprem gerçegi ile ama aci bir sekilde, 19 Agustos 1999 senesinde, Istanbul'da yasadi. 17 Agustos depremi, tüm Marmara Bölgesi'nde Ankara'dan Izmir'e kadar genis bir alanda hissedildi. Resmi (!) raporlara göre,17.480 ölüm, 23.781 yarali oldu. Yani binlerce masum insan, insan eliyle insa edilmis, ‘'cinayet mahalli'' diye de adlandirilabilecek binalarda can verdi. Bu cinayeti isleyenler yargilansa da ölenlerin acilari bu gün halen çok taze. Korku ise, deprem gerçegi ile yasamak zorunda kalan bir ülke adina, sürüyor. Özelliklede, sadece 6 büyüklügünde bir deprem dahi 41 vatandasini yitirebilen bir ülkede yasiyorsaniz… Iste bu tablodaki Türkiye'nin en güney ucunda yer alan Antakya'da, var olan bu korkuyu ama yapilan çalismalarla minimumuma indirme çalismalari yapanlarda var. Antakya Belediyesi'nin yürüttügü bu çalismalarla ilgi veren, Baskan Yardimcisi ve Jeofizik Mühendisi olan Faik Selçuk Kizilkaya ile merak edilenleri konustuk.

Sizler için sorduk…

Konumuz deprem! Siz ayni zamanda bir jeofizik mühendisisiniz. Konu, yer bilimlerini ve konu, yer bilimlerini ve konuya dair gelismelerini ve konuya dair gelismeleri takip eden biri olarak, sizi ne kadar korkutuyor?

Güvenli yapilarda: yani projesine uygun, zemin etüt çalismalari yapilmis bir binada, deprem olgusunun korkutmamasi lazim. Ama Antakya'nin zemin durumuna baktigimizda, durum biraz farkli. Çünkü bir konu hakkinda konusabilmemiz için ki konumuz Antakya, öncelikle zemin konusunda bir bilgimizin olmasi gerekiyor. Iste bu amaçla 2006 senesinde, Antakya'da bir deprem Inceleme Birimi kurduk. Bu birim çerçevesinde, mevcut Antakya'nin nazim planina yönelik yeralti haritalarini olusturmak gerekiyordu. Yani yerin altinda hangi zeminler var ve ne durumda bu zeminler, bunun ortaya çikarilmasi gerekiyordu. Bu anlamda, ‘'Yeni Antakya'yi tasiyacagimiz''Bati Antakya'', zemin olarak daha uygun bir alana oldugu için de bu bölgedeki yapilasmanin starti verilmis durumda.

Tabi, Antakya'daki yapi stokunun da incelenmesi gerekiyor. Yani, ekonomik ömrünü (30–40 yil gibi) asmis binalarin ve de eski deprem yönetmeligine göre yapilmis yapilarin bir arastirmaya tabi tutularak, güçlendirilmesi ya da yikilmasi ve yeniden yapilmasi da gündeme gelecek konulardan biri.

Sanirim bu nedenle hazirlanan bir deprem Master Plani'ndan bahsediyoruz bu günlerde!

Evet… Iste bizim de Belediye olarak en önemli önceligimiz, bu nedenle, Deprem Master Plani'dir. Bu konu ile ilgili olarak, Mustafa Kemal Üniversitesi ile de iletisim halindeyiz. Bu çalismalar, Antakya ve Hatay genelinde devam ediyor. Imar stoklarimiz da bu anlamda inceleme altinda. Biz, Antakya Belediyesi olarak, öncelikle zemin hazirlayarak, zemin deprem inceleme birimlerini ve yer bilimcilerini de istihdam ederek, bu konuda önemli bir adim attik. Haritalar olusturduk. Simdi bu kentin altinda ne oldugunu biliyoruz. Bundan sonra ‘'mikro bölgeleme'' dedigimiz, ‘'Deprem Master Plani''na yönelik çalismalara geçecegiz.

Peki, ‘'Deprem Master Plani'' derken neyi kastediyoruz?

Aslinda,‘'Deprem Master plani'' yani bir senaryo depremi olusturacagiz. Antakya'da, mesela, 7,5 büyüklügünde bir deprem olursa, Antakya'nin hangi bölgeleri daha çok zarar görecektir? Ve bu zarar görebilecek zeminler üzerinde de hangi yapilar var? Nasil yapilar var? Yani gece kondu yapilari mi var yoksa plana projeye uygun yapilar mi var? Yani deprem yönünden bu alanlarda zarar görebilecek yapilar var mi, buna bakacagiz…

Öncelikle bunlarin envanterinin çikarilmasi gerekiyor. Bunun için de Deprem Master Plani ile ilgili alt yapi haritalari olusturuldu. Bu arada, ‘'Kent Bilgi Sistemi'' ya da ‘'Cografya Bilgi Sistemi''de dedigimiz, 2010 Subat ayi içerisinde ihalesini yaptigimiz Afet Bilgi sistemi'ne yönelik çalismalarin da starti verildi.

Bundan sonraki adimda, tüm bu verileri toplayip, ardindan da Deprem Master Plani'ni hazirlayip, olasiliklari ortaya koyacagiz. Bu çalismalarda Üniversitemiz isbirligi ile gerçeklesmektedir. Yani verilerin toplanma asamasini, Mustafa Kemal Üniversitesi ile isbirligi içerisinde yapmaktayiz.

Bizler, yakin dönemlerde, Elazig Depremi'nde izledik. 6 büyüklügündeki bir kerpiç Evlerin yarattigi sonucu da üzülerek gördük. Siz yasananlari nasil degerlendirdiniz?

Bu deprem, eger ki yapi kalitesi fazla bir yerde olmus olsaydi, yani Amerika'da ya da Japonya gibi, ne olurdu? Bunun cevabi çok açik ve net! 6 büyüklügündeki bir depremde binalar sallanirdi… Bu tür ülkelerde depreme hazirlik her zaman daha fazladir. Bu anlamda, birçok esya da duvara montelidir… Yani, bu büyüklükte bir depremde bir bina aslan yikilmazdi. Ama ne yazik ki bizde, köylerde, betonarme bina genelde olmadigi için ve bu evler de yeterli saglam zemine inilmeden de yapildigi için, bu depremler bizde afet noktasinda gerçeklesiyor. Ama 6 büyüklügünde bir deprem afet olmaz. Çünkü bu, orta büyüklükte bir depremdir.

Antakya'ya bakildiginda, burada da, özelikle de Dogu Antakya'da, ahsap ve tas agirlikli evler var. Bir karsilastirma yapabilir miyiz?

 Deprem Master Plani çalismasi içerisinde, bunlarin hepsi incelemeye alinacak. Çünkü bu bölgede, 500 civarinda bir tescili bina mevcudumuz var. Bunun disinda da bir 500 kadar da geleneksel yapi var. Yani, bu tescilli yapilarla beraber bir uyum içerisinde yapilmasi gereken binalari kastediyorum. Özelliklede tescilli binalarin olasi bir depreme karsi dayanikliliklari da bu ‘' Deprem Master Plani''çerçevesinde ortaya çikacak.

Ama bizlerin dikkat ettigi bir diger nokta da, karsi dagin yamacinda yapilan, yamaç molozu üzerinde yapilan yapilar. Bunlar gece kondu tarzi yapilardir. Yani temeli bulmamis yapilar. Asil tehlike ise bunlar. Bu konuda TOKI'yi devreye sokacagiz.

Biliyorsunuz su ana kadar 1000'e yakin bir TOKI konutu yapildi. Insallah bu dönemimizde yeni mücavir alanda, 1.Etap dedigimiz, 1000'e yakin bir konut daha yapilacak. Bu konutlara, tünel kalip sistemli, deprem yönetmeligine uygun yapilar.

Aslinda bu bölgede oturan insanlarimiz da memnun degil bulundugu sartlardan. Alternatifleri olmadigi için orada oturuyorlar. Yeni TOKI projesi de onlara alternatif sunacak bu anlamda. Dar gelirli insanlarimizin içinde bulundugu o durumu da bu sekilde bulundugu sekilde çözüme kavurturcagiz.

Depremsellik konusunda incelemelerimize, digere deprem yasayan bölgelerimizde dahil mi?

Evet… Deprem yasamis Kocaeli, Yalova, Gölcük, Istanbul gibi yerleri bizler incelemekteyiz. Onalar, afet yönetimi konusunda neler yapmislar, onlari Antakya'mizda nasil kullaniriz, iste bu konuda adimlar attik, atiyoruz.

( KENT GAZETESI) 15 MART 2010

Basa dön

 
› Basa Dön